Yapı Kredi Vedat
Nedim Tör Müzesi; aşk ve
güzellik tanrıçası
Aphrodite’ye adanan
Aphrodisias antik
kentinin mermer
heykellerine ev
sahipliği yapıyor.
Döneminin önde gelen
heykeltıraşlık
merkezlerinden biri olan
Aphrodisias’ın mermer
heykel sanatına ışık
tutacak “Aphrodisias’tan
Roma Portreleri”
adlı sergide;
51 tanesi Aphrodisias
Müzesi’nden, bir tanesi
de İstanbul Arkeoloji
Müzeleri’nden gelen
toplam 52 muhteşem
heykel yer alıyor.
Ziyaretçiler, duvarlara
yerleştirilen 18 adet
panoyu okuyarak
Aphrodisias portre
heykelciliği ve kent
hakkında ayrıntılı
bilgiler edinecekler.
Yapı Kredi Özel
Bankacılık
sponsorluğunda
düzenlenen ve Yapı Kredi
Kültür Sanat Yayıncılık
A.Ş. ile T.C. Kültür ve
Turizm Bakanlığı Kültür
Varlıkları ve Müzeler
Genel Müdürlüğü
işbirliğiyle açılan
sergi, 26 Eylül 2008 -
25 Ocak 2009 tarihleri
arasında ziyaret
edilebilir.
|
Aphrodisias
kentinde Geyre
Vakfı tarafından
yürütülen
kazılarda ortaya
çıkarılan ve
çoğu daha önce
hiç
sergilenmeyen
orijinal mermer
kabartma
heykellerden
oluşan sergi; “İmparatorluk
devrinde Roma
portre
heykelciliği” ve
“Mermer
heykeltıraşlık”
konularına
odaklanıyor.
Eserler, Roma
İmparatorluğu
döneminde
Anadolu’da
yaygın olan
portre üslupları
ve bireysel moda
uygulamalarının
önemli örnekleri
oldukları kadar,mermer
anıt ve
heykellerin
nasıl üretilip
hangi amaçlarla
kullanıldığını
da ortaya
koymaktadır.
Sergide,
Aphrodisias’ta
günışığına
çıkarılan mermer
heykeller ve
kabartmalar
ışığında
heykeltıraşlık
sanatına işaret
eden çok sayıda
örnek de yer
alıyor. Eserler
incelendiğinde
saç, göz ve yüz
özelliklerini
göstermede
kullanılan
tekniklerin
nasıl geliştiği
izlenebilecek.
Aynı zamanda bir
heykel yapım
okulu oluşuyla
ilgi toplayan
Aphrodisias’ta
bulunan çıraklık
örnekleri, bir
araya getirme ve
yeniden yontarak
kullanım gibi
uygulamalar da
dikkat çekiyor.
|
 |
Küratörlüğünü ve
danışmanlığını Oxford ve
New York Üniversitesi
Aphrodisias Kazıları
Başkanı Prof. Dr. R.R.R.
Smith’in,
koordinatörlüğünü Şennur
Şentürk’ün yaptığı sergi
çalışmalarında çok geniş
bir uzman ekip görev
alıyor. Sergilenen
heykellerin restorasyon
ve konservasyonu,
Aphrodisias kazı
laboratuarında yapılarak
restoratör Thomas Kaefer
ve ekibi tarafından
sergiye hazırlandı.
Prof. Dr. Smith’in
yaptığı bilimsel sergi
kurgusu, Sadık
Karamustafa tarafından
müzeye uygun olarak
tasarlandı. Sergiye,
kapsamlı bir sergi
kitabı da eşlik ediyor.
 |
Aphrodisias’ta
Mermer Heykel
Yapımı
Roma
İmparatorluğu’nun
Asya eyaletinin
özerk ve
gelişmiş bir
kenti olan
Aphrodisias,
Roma devrinde
Aphrodite
tapınağı ve
kültü yanında
mermer
ustalarıyla da
ünlenmişti.
Mermer blokların
taş ocağından
çıkarılması ve
heykel haline
getirilmesi
kentte önemli
bir iş koluydu.
Aphrodisiaslı
heykeltıraşlar
bütün Roma
imparatorluğunda
ün salmışlardı.
Bu heykel
ustalarının
imzalarını
taşıyan üstün
kalitedeki
eserler
İtalya’nın
Tivoli
şehrindeki
Hadrian’a ait
ünlü villada
bile bulunmuştur.
Aphodisias’taki
önemli bir
heykel atölyesi,
kazılar sırasına
kentin göbeğinde,
“Aphrodite
Tapınağı”na ait
kutsal alan ile
meclis binası
arasında ortaya
çıkarıldı.
Mermer heykel
üretiminin
çeşitli
aşamalarını daha
iyi anlamamızı
sağlayan pek çok
parça, burada ve
kazı yapılan
diğer alanlarda
bulundu.
Aphrodisias,
1961’den bu yana
yoğun olarak
kazılıyor ve
benzerlerinin
aksine çok iyi
korunmuş
yapıları ve
mermer
heykelleri açığa
çıkarılıyor.
|
SERGİDEN BAZI
ESERLER
İmparator
Heykelleri:
Roma İmparatorları’nın
resmi portreleri Roma’da
tasarlanır, buradan
eyaletlerdeki atölyelere
gönderilerek imparator
portrelerinin yerel
kullanımı için uygun
örnekler hazırlatılırdı.
İmparator, tapınak, kamu
binaları ve özel evlerde
büst ve heykellerle
onurlandırılırdı. Bu
portreler o imparatora
bağlılığı işaret ederdi.
Portrelere bakarak
belirli bir imajın yerel
atölyelerde nasıl
kopyalandığı,
uyarlandığı,
değiştirildiği veya
tümden yok sayıldığını
görmek mümkün. İmparator
Claudius’a ait sergideki
iki büst, farklı
özellikleri ön plana
çıkarıyor. “Tiyatro’da
bulunan Cladius büstü”,
Helenistik
üslubun enerjik bir yüze
yansımasıdır. “Anıtsal
Claudius büstü” ise
klasik bir tanrının
pürüzsüz, sanki hiç
yaşlanmayan
özelliklerini ifade
ediyor. Bu farklılık,
iki heykelin boyut ve
kullanım amaçlarından
kaynaklanıyor. Biri
gerçek boyutlarda bir
heykel için tasarlanmış,
diğeri ise belki bir
tapınakta ibadet amaçlı
kullanılacak anıtsal bir
heykel için yapılmıştır.
Ölü
Portreleri:
Kentte, çok sayıda lahit
yapılmış ve çoğu içinde
yatanların portreleriyle
süslenmiştir. Zengin
olmayan ailelerse
ölüleri için üzerinde
portreler bulunan mezar
taşları yaptırıyorlar ve
bunları şehrin giriş ve
çıkışındaki yollara
diziyorlardı. Kemerli
bir lahit sandığının
parçası olan “Rahip
lahti”,
gülümseyen rahibin
yuvarlak yüzünü
gösteriyor. Kısa kesimli
saçları ve hafif uzamış
sakallı yüzü üçüncü
yüzyılın sonu veya
dördüncü yüzyılın
başları için tipiktir.
Hem saç hem de sakal
kısadır ve küt keski ile
şekillendirilmiştir.
Rahip önceki rahipler
gibi taç takmaktadır.
Üçüncü yüzyılın
başlarına tarihlenen bir
lahit kapağında bulunan
kadının
çenesinin altında el
parmakları yer
almaktadır. Dolayısıyla
bu kadının büyük bir
lahtin kapağına
yerleştirilmiş, divana
uzanmış yatan bir figür
olduğunu tahmin
edebiliriz. Bu, en
pahalı lahit tarzıdır.
Kültür
Adamları:
Helenistik dönemin
filozof ve yazarlar gibi
ünlü kültür adamlarının
portreleri, seçkin
kişilerin evlerinde
teşhir edilmek amacıyla
yerel atölyelerde
üretiliyordu. Bu eserler,
müşterilerin istekleri
doğrultusunda ya da yeni
mermer portre
tekniklerinin kullanımı
sebebiyle değişikliğe
uğradı. “Epikouros”
heykeli, ünlü
filozofun M.Ö. 3.
yüzyılın başlarında
erken Helenistik üslupta
yapılmış portresinin
dikkatli bir
çeşitlemesidir. “Pindaros”
da şairin M.Ö. 5.
yüzyılın ortalarında
yapılmış klasik
portresine benzerliğiyle
hemen tanınır.
Rahipler ve
Romalılar:
Aphrodisias’ta bulunan
ilk mermer portre,
tiyatroda bulunan, toga
giymiş “başı örtülü bir
Romalı”ya
aittir. Yaşı
ilerlemiş bu figürün
başının örtülü olması
onun bir Roma kurban
törenini yönetiyor
olduğunu düşündürür. Hem
rahip hem de bir Roma
vatandaşı olan bu yaşlı
figür, Julius Ceasar’ın
aşırı gerçekçi tarzda
yapılmış tanınan
portresi örnek alınarak
şekillendirilmiştir.
Kırışık yaşlı boyun
özellikle dikkat
çekicidir. Figür,
olasılıkla Sezar’ı
destekleyen birinin
portresidir.
Siyah ve
Beyaz Mermer Tekniği:
Aphrodisias
mermer ocaklarında bolca
bulunan gri mermerler,
beyaz mermerlerle iç içe
geçtiği bölümlerden
kesilerek pek çok sıra
dışı heykellerin
yapımında kullanılıyordu.
Araştırmalar, gri ve
beyaz mermerin bir arada
kullanıldığı heykeller
için ince zerreli ve iki
renkli mermer blokların
Muğla’ya bağlı
Göktepe’deki taş
ocağından getirildiğini
ortaya koyuyor. Bu
mermerden yapılan küçük
heykeller, Aphodisias’ta
yerel bir uzmanlık dalı
haline gelmişti. Heykel
Atölyesi’nde ortaya
çıkarılan “Boğa Üzerinde
Europa”
heykelinde, aynı mermer
bloğu üzerinde bulunan
gri ve beyaz damarlar
ustaca kullanılmıştır:
Europa’nın çıplak vücudu
mermerin beyaz damarına
oyulmuş, giydiği elbise
ve boğanın gövdesiyse
siyah damara oyulmuştur.
İstanbul Arkeoloji
Müzeleri’nden gelen ve
bir ustalık eseri olan “Triton”da
kullanılan aynı teknik,
onun Aphrodisias’ta
yapıldığının kanıtıdır.